Wing Chun bende ne değiştirdi?

Kaç yıldır kürek çekiyorum, insanüstü denebilecek bir gayretle antrenman yapıyorum.Ama son bir yılda farkettim ki, artık kürekle mutlu olamıyorum.Yaptığım tüm hareketler aynı...Tekrar ve tekrar...Şıp kürek girer, şıp çıkar...

Yıllarca Taekwondo çalıştıktan, ki 4 buçuk yıl azamsanamaz, sonra kürek...Mutlu bir adamdım dövüşürken.

İşte bu öz yargılamamı yaptım ve yaklaşık bir yıldır wing chun çalışıyorum.Çok mutluyum.Özellikle bu sanatı icra ederken sürekli yeni birşeyler öğrenebiliyor oluşum beni fazlasıyla mutlu ediyor.Herkese tavsiye ederim.

Yorum (0)

Hazır ol klavye, aşınacaksın

Bloğumu öylece bırakıp gitmiştim, neredeyse 1 yıl olmuş.Hani hevesle başlarız ya bir işe, sonra da bırakıp gideriz, bu sendromun mağdurlarından oldum ben de.Güzelim yazıları yazacaktım, insalığı zehirleyecektim kendi dünyamla.Bir baktım ki bloğun istatistiklerine, bensiz de coşmuş küçücük sayfa.Tamam, geri dönüyorum.Hazır ol klavye, aşınacaksın.

Yorum (0)

Anılarımdaki Botanik

Ooff offf!!!Yeniden yolculuk! Bitse de şu öğrencilik kurtulsak yollardan, varsak gerisin geri evlerimize.Anne kucağı, baba ocağı diye boşuna demiyorlar.Neymiş bu gurbet elleri?Bıktım artık İstanbul'dan, diyorum bazı bazı.Özlenmeyecek yer de değil Ankara çünkü.Hem de insanın anılarıyla doluysa bir de...

İki günüm kalmışken, hafızamı ve duygularımı bir tazeleyeyim deyip eskiden en sevdiğim yerlere ve kişilere ufak ziyaretler düzenledim.Pek güzel vakit geçirdim bu ziyaretlerde.Her insanın en sevdiği bir yemeği, bir kıyafeti, bir şarkısı olur da gitmeyi en sevdiği bir yeri olmaz mı?Şu Ankara'da en çok anımı yaşadığım yerlerden biri olan Botanik Park'ı yazmadan yatamam bu gece.

Ellerinde kola şişeleri, saatlerce yürümüş, hem gülmekten hem de yürümekten yorgun düşmüş 3 çocuk...Tabiatiyle çişleri gelmiş hem saatlerin hem de bu kadar yormacanın ardından.Ne yaparlar, en yakın lavaboya hücum ederler.Peki ya bu lavabolara yetişemeyecek kadar zordalarsa?İşte devreye gizli kapaklı yerler, ağaç dipleri, duvar yanları girer.

Üçü birden ohhh çekerler derinden derinden.Amanın, o da ne?Kafasından duman tüten bir adam, soğukta üstüne akan o kadar çişten mi yoksa ağzındaki koca sigaradan mı olduğu belli olmayan bir biçimde.Çocuklar patlayan bir gülme ve çişlerini etmiş olmanın verdiği rahatlık ve mutlulukla koşarak uzaklaşırlar...

Aahhh ahhh!Yaşlanıyoruz yaşlanıyor.Nerde şimdi o çişini yapabilecek medeniyetsiz-medeni cesaret?O çiş gibi daha ne anılarım yatıyor şu şirincecik yerde.İlk kız arkadaşım, ilk fotoğraf makinem, ilk şarkım, ilk şiirim, ilk ilk ilk...

Botanik Park'ı da öldürmek üzereler, eski zarafeti, yeşilliği kalmamış.Ama hala güzelliğini koruyor, hala ilkleri yaşatabilir.İşte parktan birkaç foto


 

 

 

 

 

Yorum (0)

Susam Sokağı'nın Öyküsü


Geçenlerde bir kaset buldum sandıkta.Çocukken en sevdiğim programlardan kayıtlar yapmışım.Elbette ki başı Susam Sokağı çekmekte.Açtım, izledim, çocukluğa geri dönüş yaptım.Sonra dedim, yahu Çağrıcan, bu kadar sene izledin de, nasıl ortaya çıktığını hiç düşündün mü.Açtım google ı, arattım tarattım, karşıma bir iki cümle çıktı, bir de bir sürü internet grubu.Susam Sokağı ile büyüyenler, Susam Sokağı çocukları falan filan...

Olmadı bu iş deyip İngilizceye kuvvet bir de ecnebi sitelerini kurcalayım dedim, onlar da fos çıktı.Bir tek adamakıllı sayılabilecek olan yapımcısının sitesi çıktı.

Vicdanım elvermedi, gariban kalmasın yerli kullanıcımız deyip ya allah çevirmeye başlıyorum.Hatalarım olabilir, zira hem saat geç, hem de yabancı dil özürlülüğüm tutabilir.İşte çeviri:

Yerinizde sıkı durun! Susam Sokağı neredeyse 40 yaşında! 1969'dan bu yana çocuklar ve çocuk kalmış olanlar birçok ulustan, her kuşağın ve pek çok çeşit canlının uyum içinde yaşadıkları çok güzel bir yere akın ettiler: Susam Sokağı'na! (Amma da çok "çok" bir arada:)Bu çok özel sokağın sakinleri hayatın derslerini birlikte öğrendiler. İzleyicilere güçlü rol modelleri gösterip çocuklara herkesin toplum için özel bir yeri ve görevi olduğunu anlattılar. Bu sayede çocuklar toplumsal yeteneklerini kazandılar, insanların farklılıklarına saygı göstermeyi ve hayal güçlerini kullanmayı öğrendiler.  

Susam Sokağı'nın İlk Günleri

Çocukların televizyon ekranını değiştiren bu harika program, kötü koşullarda yaşayan çocukların okul sıralarına geldiklerinde halihazırda dezavantajlı olduklarını gören Joan Ganz Cooney sayesinde ortaya çıktı.Araştırmacı, eğitimci ve yapımcılardan oluşan bir grup toplayarak çocukların yaşamlarını doğrudan etkileyecek bir televizyon gösterisi hazırladı.

"Esas hedefimiz oldukça basitti: Çocukların, özellikle de zor şartlardaki ailelerin çocuklarının hayatlarında başarılı bir televizyon programı sayesinde güzel bir farklılık yaratmaktı." diyor Cooney. Bu hedef devrimsel bir nitelikte görüldü ve başarıya da ulaştı.Susam Sokağı kalıcı ve gerçek bir başarıydı.


Çocukların Yaşamını Geliştirmek

Susam Sokağı televizyonu çocuklar için bir eğitim aracı haline getirdi. Defalarca yapılan bağımsız araştırmalar, büyük bir kesinlikle bu gösterinin çocuklara olan yaklaşımının, çocukların kavrama yetilerini, öğrenme isteğini ve toplumsal yönlerini geliştirdiğini, ayırca okuma yeteneklerini de desteklediğini kanıtlamıştır.iki yaşında iken Susam Sokağı'nı izleyen birçok çocuğun, matematikle ilgili en temel bilgileri almaları, kelime haznelerinin gelişmesi, beş yaşındaki bir çocuk ile eşit olması gerçekten oldukça ilginç bir durumdur.

Eşsiz Bir Komedi Anlayışı

Susam Sokağı, bir eğitim aracı olması esas amaç olsa da komediye büyük bir yer vermiştir. Susam Sokağı'nın ikonsal komedi tarzı çocukların ve ailelerin beğenisini toplamış ve onları kendine çekmiş, bu yolla da pek çok ülkede televizyon kanallarında yayınlanma başarısına ulaşmıştır. Bu gösterinin A's Anatomy, RSI:Ryheme Scene Investigation ve Meal or No Meal gibi yetişkin programlarının gülünçlemelerine kendi stilinde yer vermesi gerçekten ilginçtir.

Sokak Yeniliklere Devam Eder

Susam Sokağı sürekli gelişir ve çocukların televizyon dünyalarını değiştirmeye devam eder. Çocukların gösteri ile olan interaktifliğini arttırmak amacıyla Elmo'nun Dünyası(the Elmo's World) adlı yeni ürün tam olarak 30uncu sezonda ilk kez gösterilmiştir. Elmo'nun Dünyası renkli kalemlerle çizilmiş bir bilgisayar animasyonu odasında geçer. Her bir bölümü muzlar, kediler, şarkı söylemek gibi çocuklar için çok özel olan konuları işler.

Araştırmaların sonucunda ortaya çıkan ürünlerde, çocukların katılımcılığının arttırılmış (dans etmek, şarkı söylemek gibi...) bu bölümler pek çok kez tekrar yayınları yapmıştır. Elmo'nun dünyası, Susam Sokağı'nın başarılı bir parçası olmaya devam etmektedir ve görünüşe göre 40ıncı sezonun temel teşı olacaktır.

Çok yoruldum, canım çıktı diyebilirim açıkçası.Çok az bir parça daha kaldı, arzu eden buyursun şuradan okusun gavurcasını.

http://www.sesamestreet.org/sesamestreet/

Herkese bol susamlı günler:)

Kahramanlarımız; Kırpık, Minik Kuş, Edi ile Büdü, Kurabiye Canavarı, Sayılar Kontu, Muhabir Kurbağacık, Manav Zehra Teyze, Tamirci Tahsin Amca, Hakan Abi, Zeynep Abla.

Bizim Susam Sokağı

 Gün güneşli, insanlar neşeli
Sende gel oyna susam sokağında.
Sev dünyayı, açılır herkapı
İşte susam sokağı

 
"haaayaaa hop tereyağlı ballı ekmek"

Yorum (0)

Kibar bir tiyatrocu-Bennu Yıldırımlar


Aşağı yukarı bir buçuk yıl önce onu ilk kez sahnede gördüm.Görür görmez büyülenmiştim.Hemen arayıp taradım, e-posta adresini bulunca da iletimi yazdım.Öylesine alçakgönüllü ve kibar bir insan ki, bir gün dahi geçmeden yanıt yazmış.Kimlere yazmadım ki, aylar hatta yıllar geçti yine yanıt alamadım.İşte yazışma...

Sayın Bennu Hanım,

Sizi ilk kez çocukluğumda, "Süper Baba" adlı dizi filmde, tevelvizyon ekranlarından tanıdım.Açık olmak gerekirse bende herhangi bir izi, anısı kalmadı.Ne de olsa çok küçüktüm.

Yıllar geçtikçe sanata, daha da çok tiyatroya düştüm.İstanbul kentine öğrenci olarak gelmemle de tiyatroya ulaşabilme olanaklarım bir hayli artmış oldu.Hayatın ağırlığı, güçlüğü altında, büyülü birkaç kısa, fakat çok dolu saatler...Tiyatro buydu benim için. 

Devlet tiyatroları bizler için gerçekten de büyük birer nimettir.Her vatandaş için uygun ücretli, kaliteli tiyatrolar sergilendiği için, devlet tiyatrolarına gidiyoruz.Sanatı, para veya şöhret için yapmayan bir sanatçı topluluğu olmasa idi, bu olanağımız olamazdı.Tanrı'nın lütfu üzerlerinde olsun.

Sizi gittiğim bazı oyunlarda izleme şansına eriştim.Tam anlamıyla büyülenmiştim.Böylesine bir oyunculuk karşısında söylenebilecek pek bir söz bulamıyorum. 

En son olarak da sizi, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde, ilk kez sergilenen "Üç Kız Kardeş" adlı eserde izleyebildim.Oyunun ilk kez oynanmasına rağmen, muhteşem bir performans gösterdiniz.Tüm duygularınızla, ruhunuz ve bedeninizle oyundaydınız.Seyircilerin de benim gibi en çok sizden etkilendiğini sohbetlerimizde anladım. 

Size, bizlere göstermekte olduğunuz bu muhteşem sahne hayatı sebebiyle minnet duygularımı iletmek istiyorum.Umarım tüm hayatınız başarılarla, sağlıkla ve mutlulukla dolu olur. 

Bir de soru sormak istiyorum.Sizin bu kadar dolu ve duygulu oynayabilmenizin kaynağı, nedeni nedir?Ve neden bu kadar uzun süre Devlet Tiyatroları'nada kalmayı tercih ettiniz?
En içten dileklerimle...

Kendilerinin yanıtları...

İçten mailiniz için öncelikle teşekkür ederim.1988 den beri Şehir tiyatrolarında çalışmaktayım.Kurum tiyatrosu dışında izlediğiniz türden klasikleri oynamak çok zor , o yüzden sanırım bu kurumdayım.Vatan gazetesinin tv ekinde sanırım cumt. ufak bir röportajım çıkacak , haber vereyim bu arada.Kendinize iyi bakın.Sevgiler...

--
Bennu Y.

 

 

Yorum (0)